Elektronik Posta: info@avtuncay.com

Telefon: 0366 215 62 19-60

7/24 Avukatlık Hizmeti: 0850 333 43 06

Uygulanan Sağlık Hizmetleri Sonrası Durumunun Takip Edilmediği,Bu Nedenle Vücut Bütünlüğünün Bozulmasına Sebebiyet Verildiğinden Tazminat Talebi

Uygulanan Sağlık Hizmetleri Sonrası Durumunun Takip Edilmediği,Bu Nedenle Vücut Bütünlüğünün Bozulmasına Sebebiyet Verildiğinden Tazminat Talebi

Uygulanan Sağlık Hizmetleri Sonrası Durumunun Takip Edilmediği,Bu Nedenle Vücut Bütünlüğünün Bozulmasına Sebebiyet Verildiğinden Tazminat Talebi

DAVANIN ÖZETİ    :Davacı tarafından, Ankara Üniversitesi İbni Sina Hastanesi'nde kendisine uygulanan operasyon sırasında gerekli dikkat ve özenin gösterilmediği, uygulanan sağlık hizmetleri sonrası durumunun takip edilmediği, bu nedenle vücut bütünlüğünün bozulmasına sebebiyet verildiğinden bahisle uğradığını ileri sürdüğü 50.000,00-TL manevî zararın 03.07.2007 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden tahsisine karar verilmesi  istenilmektedir.

SAVUNMANIN ÖZETİ     :İdarelerine yüklenebilecek herhangi bir hizmet kusuru bulunmadığı, olayda manevi tazminat şartlarının oluşmadığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. 

TÜRK  MİLLETİ  ADINA

Hüküm veren Ankara 3. İdare Mahkemesi'nce dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü.
Anayasamızın (125.) maddesinde "İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır...İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." hükmü yer almaktadır.
2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanunu'nun (13.) maddesinde "İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen  günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.Görevli olmayan adli ve askeri yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi  halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz." hükmü yer almaktadır.
İdarenin yürütmekte olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının kilo kaybı ve karın bölgesindeki ağrı şikayeti ile Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, İbni Sina Hastanesi'nde görevli Prof.Dr.XXXXXXX  isimli öğretim üyesinin muayenehanesine başvurduğu, anılan muayenehanede 30.06.2007 tarihinde davacıya endoskopi uygulandığı, buradaki tıbbî cihazların yetersizliği nedeniyle davacının İbni Sina Hastanesi'nde tedavisine devam edilmek üzere söz konusu hastaneye yönlendirildiği, bunun üzerine davacının 03.07.2007 tarihinde Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, İbni Sina Hastanesi'ne başvurduğu, burada davacıya ERCP uygulaması yapıldığı, devamında aşırı derecede karnının ağrıması ve kan kusmaya başlaması üzerine davacının yine aynı hastanede görevli Prof.Dr.XXXXXX  isimli öğretim üyesi tarafından ameliyata alındığı, sözü edilen hastanede tedavi gördüğü süreçte davacının 72 kilodan 50 kiloya kadar düştüğü, daha sonra hastaneden ayrılarak Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nde tekrar ameliyat olduğu anlaşılmaktadır. 
Davacı tarafından Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin E:2008/270 sayılı dosyasına kayden Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, İbni Sina Hastanesi'nde görevli öğretim üyeleri Prof. Dr. XXXXX ve Prof. Dr. XXXXXX aleyhine açılan tazminat davasında, anılan yargı yerince verilen  07.12.2010 gün ve K:2010/417 sayılı karar ile davanın reddine hükmedildiği görülmektedir. 
Yukarıda sözü edilen mahkeme kararının gerekçesini teşkil eden ve Adlî Tıp Kurumu'nca hazırlanarak anıaln dava dosyasına sunulan bilirkişi raporunda özetle "Davacıya tatbik edilen ERCP işleminin tıp  kurallarına uygun olarak yapıldığı, takibinde gelişen pankreatit'in beklenebilir bir komplikasyon olduğu, davacının tıbbî takip ve tedavilerinin tıp kuralların uygun olarak gerçekleştirildiği" yolunda görüş ve kanaat oluşturulduğu, belirtilen kanaate dayalı bilirkişi raporunun Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce hükme esas nitelikte olduğunun kabul edildiği görülmektedir.
Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde görülen dava dolayısıyla görüşlerine başvurulan Adlî Tıp Kurumu'nca hazırlanan bilirkişi raporunda dile getirilen ifadelerin, Mahkememiz nezdinde görülen işbu dava bakımından da verilecek hükme esas nitelik taşıdığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu itibarla, işbu davanın konusunu teşkil eden idarî eylem nedeniyle adlî yargı yerince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu, uyuşmazlık konusu operasyonun tıp kurallarına ve bilimsel literatüre uygun olarak gerçekleştirildiği sonucuna ulaşılmakla, davalı idarenin üzerine yüklenen kamu hizmetinin yürütülmesi esnasındaki eylemlerinde herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı hususunun netlik kazandığı görülmektedir.
Bu durumda, davacıya uygulanan tıbbî operasyonlar sonucu meydana geldiği ileri sürülen zararda, davalı  idareye atfedilecek  herhangi bir  hizmet kusurunun bulunmadığı açık olmakla, idarenin tazmini gereken bir borçtan da söz edilemeyeceği açıktır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddine, aşağıda dökümü yapılan 93,05-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi'nin (10.) maddesi'nin (3.) bendi delâletiyle, aynı tarifenin (2.) kısmının (2.) bölümü uyarınca takdir edilen 550,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye ödenmesine, davanın açıldığı esnâda davacıdan peşin olarak alınan nisbî harçtan, maktu karar harcının mahsubu ile kalan 725,35-TL harç ve artan posta ücretinin istenilmesi halinde davacıya iadesine, bu kararın tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içerisinde Mahkememiz aracılığıyla Danıştay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere  18.05.2011 tarihinde oybirliğiyle  karar verildi.
 

 


Bizden Haberler İçin İletişimde Kalın

Haber Bültemiz!