Elektronik Posta: info@avtuncay.com

Telefon: 0366 215 62 19-60

7/24 Avukatlık Hizmeti: 0850 333 43 06

Ankara Barosu Avukatlarından Olan Davacıya Para Cezası Verilmesine İlişkin

Ankara Barosu Avukatlarından Olan Davacıya Para Cezası Verilmesine İlişkin

Ankara Barosu Avukatlarından Olan Davacıya Para Cezası Verilmesine İlişkin

DAVANIN ÖZETİ    : Ankara Barosu Avukatlarından olan davacıya 214,00 TL para cezası verilmesine ilişkin Ankara Barosu Disiplin Kurulu Başkanlığı işleminin, 3 ay süre ile işten çıkarma cezası yönünde değiştirilerek onanmasına ilişkin Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu'nun 31.07.2009 gün ve E:2009/228, K:2009/364 sayılı kararı ile bu kararın onaylanmasına ilişkin Adalet Bakanlığı'nın 11.09.2009 gün ve 20055 sayılı işlemlerin iptali istenilmektedir. 
ADALET BAKANLIĞI 
SAVUNMASININ ÖZETİ    : Davacı hakkında çeşitli mahkemelerde verilen dilekçelerde ve beyanlarda, Avukat hakkında suç isnadı içeren ifadelerde bulunduğu, her ne kadar ceza yargılamasına konu bir durum olmasa da, Avukat  küçük düşürücü nitelikteki ifadelerin objektiflikten  ve hukuki görüşten uzak olduğu ve mesleki dayanışma ile bağdaşmadığı gerekçesiyle 3 ay süre ile işten çıkarma cezası verilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. 
TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ
BAŞKANLIĞI SAVUNMASININ ÖZETİ:   Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 27/1.maddesi uyarınca "Hiçbir avukatın, herhangi bir meslektaşı ve özellikle hasım vekili meslektaşı hakkında küçük düşürücü nitelikteki kişisel görüşlerini açıkça belirtemeyeceğinden, davacının duruşmadaki konuşmasında meslektaşı için kullandığı hakaret içeren ifadelerin  bu kapsamda değerlendirildiği gerekçesiyle, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. 
ANKARA BAROSU'NUN 
SAVUNMASININ ÖZETİ : Türkiye Barolar Birliği'ne disiplin cezaları yönünden baroların üstünde vesayet yetkisi tanınmış olup, davacıya verilen 214,00 TL para cezası verilmesine ilişkin işlemin TBB Disiplin Kurulu'nun vermiş olduğu kararla "3 ay süre ile işten çıkarılmasına" karar verildiği gerekçesiyle tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. 

TÜRK  MİLLETİ  ADINA

Hüküm veren Ankara 3. İdare Mahkemesi'nce, Mahkememizin 25/03/2010 tarih ve 2009/1451 Esas, 2010/487 sayılı kararının 8. Dairenin 12/01/2011 gün ve E:2010/4244, K:2011/44 sayılı kararı ile bozulması üzerine dava dosyası yeniden incelendi ve işin gereği görüşüldü:
Dava, Ankara Barosu Avukatlarından olan davacıya 214,00 TL para cezası verilmesine ilişkin Ankara Barosu Disiplin Kurulu Başkanlığı işleminin, 3 ay süre ile işten çıkarma cezası yönünde değiştirilerek onanmasına ilişkin Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu'nun 31.07.2009 gün ve E:2009/228, K:2009/364 sayılı kararı ile bu kararın onaylanmasına ilişkin Adalet Bakanlığı'nın 11.09.2009 gün ve 20055 sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır. 
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 2. maddesinde; “Avukatlığın amacı; hukuki münasebetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır…” hükmüne, 34. maddesinde; “Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.” hükmüne, 134. maddesinde; “Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu Kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır.” hükmüne, 136. maddesinde; “Bu kanunun avukatların hak ve ödevleri ile ilgili altıncı kısmında yazılı esaslara uymayanlar hakkında ilk defasında en az kınama, tekrarında, davranışın ağırlığına göre, para veya işten çıkarma cezası ve 5 inci maddenin (a) bendinde yazılı bir suçtan kesin olarak hüküm giyme halinde meslekten çıkarma cezası uygulanır. Beş  yıllık bir dönem içinde iki veya daha çok defa disiplin cezasını gerektiren davranışta bulunan avukata her yeni suçu için bir öncekinden daha ağır ceza uygulanır. 
Bir defa işten çıkarılan avukat, beş yıllık dönem içinde bu kanunun altıncı kısmındaki kurallara aykırı davranışta bulunursa meslekten çıkarılır.” hükmüne, 
Aynı Kanunun 157. maddesinde ise; “Disiplin kurulu kararlarına karşı, Cumhuriyet Savcısı ve ilgililer, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kuruluna itiraz edebilirler.Birlik disiplin kurulu, disiplin davalarını dosya üzerinde inceler. 
Ancak, işten veya meslekten çıkarma cezasına yahut işten yasaklanmaya dair kararların incelenmesi sırasında, ilgili avukatın isteği üzerine veya kendiliğinden duruşma yapılmasına karar verebilir. 145 ve 146 ncı maddeler, birlik disiplin kurulu hakkında da uygulanır. Birlik disiplin kurulunda duruşmaya raportör üyenin işi izah etmesiyle başlanır. Bu üyenin duruşmadan önce raporunu imzalayıp dosyaya koymuş bulunması gereklidir.
Raportör üyenin izahından sonra ilgili avukat ve varsa vekilleri gerekli izahlarda bulunurlar. Bunlardan itirazı yapmış olan taraf önce dinlenir. Son söz, hakkında disiplin kovuşturması yapılanındır.
Birlik disiplin kurulu, inceleme konusu kararın onanmasına veya kovuşturmanın derinleştirilmesi için kararın bozularak dosyanın ilgili baroya gönderilmesine karar verebileceği gibi, yeniden incelemeyi gerektirmiyen hallerde, uygun görmediği kararı kaldırarak işin esası hakkında karar verebilir veya verilmiş olan kararı düzelterek onaylayabilir.

Birlik Disiplin Kurulunun, itiraz üzerine verdiği kararlar Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren iki ay içinde Bakanlıkça karar verilmediği veya karar onaylandığı takdirde kesinleşir. Ancak Adalet Bakanlığı uygun bulmadığı kararları bir daha görüşülmek üzere, gösterdiği gerekçesiyle birlikte Türkiye Barolar Birliğine geri gönderir. Geri gönderilen bu kararlar, Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunca üçte iki çoğunlukla aynen kabul edildiği takdirde onaylanmış, aksi halde onaylanmamış sayılır; sonuç Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet Bakanlığına bildirilir. Şu kadar ki, uyarma, kınama ve para cezasına ilişkin kararlar kesin olup, Bakanlığın onayına tabi değildir. 8 inci maddenin altıncı ve yedinci fıkraları hükümleri burada da kıyasen uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir. 
Öte yandan, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 117/7 bendine uygun olarak, Türkiye Barolar Birliği'nin 8-9 Ocak 1971 tarihli IV Genel Kurul Toplantısında kabul edilmiş ve Türkiye Barolar Birliği Bülteni'nin 26.01.1971 tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiş olan Avukatlık Meslek Kurallarının 5. maddesinde; “Avukat yazarken de, konuşurken de düşüncelerini olgun ve objektif bir biçimde açıklamalıdır. Mesleki çalışmasında avukat hukukla ve yasalarla ilgisiz açıklamalardan kaçınmalıdır.” hükmü, 27/1. maddesinde "Hiçbir avukat, herhangi bir meslektaşı ve özellikle hasım vekili meslektaşı hakkında küçük düşürücü nitelikteki kişisel görüşlerini ve düşüncelerini açıkça belirtemez." hükmü yer almaktadır.  
Avukatlık  mesleğinin  özelliği itibariyle, avukatların  mesleklerini  icra  ederken  ve birbirleriyle olan ilişkilerinde,  meslek kurallarına uymaları esastır. Ancak, kişinin kendisi ile  ilgili olarak başlatılan adli veya idari herhangi bir  soruşturma veya yargılama  süresinde, kendisini savunma konusunda geniş bir  özgürlüğü  bulunmaktadır. Savunma  hakkının, evrensel  hukuk ve  insan hakları kapsamında  temel ve sınırlanamaz bir hak  olduğunun  kabulü gerekir. Bu bağlamda, kişinin  savunma hakkını kullanırken  ve savunma  çerçevesinde verdiği ifadelerde yer alan  beyanların, kendini savunma hak  ve iradesi ile   söylenmiş sözler olduğunun kabulü gerekir.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının, Avukat Medeni Ayhan’ın kendisi hakkındaki şikayetinden dolayı Ankara 3.Asliye Ceza Mahkemesinin E:2003/975 sayılı dosyasında yapılan yargılamanın 23.11.2005 tarihli duruşmasında; davacının şikayetçi avukat hakkında kullandığı "Medeni Ayhan'ın yapmadığı terbiyesizlik ve ahlaksızlık yok" şeklindeki ifadeler nedeniyle Ankara Barosu Yönetim Kurulunca başlatılan disiplin soruşturması neticesinde, şikayete konu ifadelerin Avukatlık Meslek Kurallarının 5. ve 27/1  maddelerinin ihlali niteliğinde olduğu, ancak tarafların sürekli karşılıklı ihtilaflar yaşaması, daha önceden aralarında hakaretten dolayı açılmış olan tazminat davasında tazminat miktarında indirime gidilmiş olması ve benzer nedenlerle Ankara 7. İdare Mahkemesinin E:2006/1608 sayılı dosyası üzerinden verilen,  davacının 3 ay işten çıkarma cezası ile cezalandırılması işleminin iptal edilmesine ilişkin davacıya yönelik bu durumlar gözönünde bulundurulduğunda Ankara Barosu Disiplin Kurulu'nca 214,00 TL para cezası ile cezalandırırldığı ancak bu karara karşı yapılan itiraz üzerine Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunca, davacı  avukat hakkındaki indirim nedenlerinin Avukatlık Kanunu'nun emredici hükümlerinin uygulanmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek verilen para cezasının 3 ay süre ile işten çıkarma cezasına çevrilmek suretiyle Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu'nun 31.07.2009 gün ve E:2009/228, K:2009/364 sayılı kararı ile düzeltilerek onanmasına karar verildiği ve anılan kararın, avukatlık Kanununun 157. maddesi gereğince onaylanmak üzere Adalet Bakanlığına gönderildiği, Adalet Bakanlığınca hukuka uygun bulunarak onaylanmasına ilişkin  11.09.2009 gün ve 20055 sayılı işlemin tesis edilmesi üzerine anılan Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu'nun  ve Adalet Bakanlığı işleminin iptali istemiyle de bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Anayasanın 36. maddesinde yer alan sav ve savunma hakkı birbirini tamamlayan ve birbirinden ayrılması olanaksız olmaları niteliğiyle hak arama özgürlüğünün temelini oluşturan iki haktır. Önemi nedeniyle hak arama özgürlüğü yalnız toplumsal barışı güçlendiren dayanaklardan biri değil, aynı zamanda bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme, haksızlığı önleme uğraşının da aracıdır. Çağdaş bir hukuk düzeninde bu hakkın kullanılması, yerine getirilmesi olabildiğince kolaylaştırılmalı, olumlu ya da olumsuz sonuç almayı geciktiren, güçleştiren engellerin kaldırılması, özellikle kişilerin savunmasını yaparken savunma hakkını  sınırlandıran korkulardan arındırılması gerekmektedir. Aksi takdirde adil bir yargılamadan bahsedilmesi mümkün eğildir.
Olayda, davacı ile şikayetçi arasında geçmişe dönük olarak bir husumet  ve anlaşmazlık olduğu, Ankara 3.Asliye Ceza Mahkemesinin E:2003/975 sayılı dosyasında yapılan yargılamanın 23.11.2005 tarihli duruşmasında karşılıklı birbirlerini itham eden ifadelerin  kullanıldığı tartışmasızdır. Bu nedenle, 23.11.2005 tarihli duruşmada kullanılan " yapmadığı terbiyesizlik ve ahlaksızlık yok" şeklindeki ifadeler, karşı taraf yönünden hakaret içeriyor ise de, olayın akışı ile karşı yanın davacı hakkındaki ifadeleri, Ankara 3.Asliye Ceza Mahkemesi hakiminin davacı hakkında duruşmanın düzenini bozduğu ve savunma sınırını aştığına ilişkin herhangi bir uyarısının da bulunmadığı ve yukarıda anılan anayasal hüküm çerçevesinde savunma hakkının hak arama özgürlüğünün temel  esaslarından birisi olması karşısında, anılan ifadelerin savunmanın bir parçası olarak ortaya çıktığı bu nedenle tesis edilen disiplin cezasının Yasanın ilgili maddelerince ceza verilmesini gerektirir nitelikte olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda,  davacının, davalı taraf olarak bulunduğu davada savunma hakkı  çerçevesinde  sarfettiği sözler nedeniyle disiplin  fiili işlediği kabul edilerek üç ay işten çıkarma cezası ile cezalandırılmasında,  cezalandırma hukukunun temel kurallarına ve ölçülülük ilkesine  uygunluk  bulunmamıştır.  
Açıklanan nedenlerle, Mahkememizin 25/03/2010 tarih ve E:2009/1451, K:2010/487 sayılı kararında ısrar edilmesine, dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü yapılan 163,90 TL  yargılama gideri ile hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 550,00 TL avukatlık ücretinin yarı yarıya davalı idarelerden  alınarak davacıya  verilmesine, artan posta giderinin isteği halinde taraflara iadesine, davalı idarelerin temyiz aşamasında yapmış oldukları masrafın kendi üzerlerinde bırakılmasına, bu kararın tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içerisinde Mahkememiz aracılığıyla Danıştay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere 15/04/2011 tarihinde oybirliğiyle  karar verildi. 

 


Bizden Haberler İçin İletişimde Kalın

Haber Bültemiz!