Elektronik Posta: info@avtuncay.com

Telefon: 0366 215 62 19-60

7/24 Avukatlık Hizmeti: 0850 333 43 06

İntibakının En Son Bitirdiği Okul Dikkate Alınmak Suretiyle Yeniden Belirlenmesi İstemi

İntibakının En Son Bitirdiği Okul Dikkate Alınmak Suretiyle Yeniden Belirlenmesi İstemi

İntibakının En Son Bitirdiği Okul Dikkate Alınmak Suretiyle Yeniden Belirlenmesi İstemi

DAVANIN ÖZETİ    : XXXXXXXXXXX Devlet Hastanesi Baştabipliği emrinde sözleşmeli hemşire olarak çalışmakta olan davacı tarafından, intibakının en son bitirdiği okul dikkate alınmak suretiyle yeniden belirlenmesi istemi ile yaptığı başvurusunun reddi yolundaki işlemin iptali istemiyle idarî yargı yerinde açtığı davada verilen kararın uygulanmasını teminen intibakının düzeltilmesi istemini içeren müracaatının reddine ilişkin 23.8.2010 gün ve 800286 sayılı davalı idare işleminin; hukuka ve mevzuata aykırı olduğu, mağdur edildiği, hakkında verilen yargı kararının dikkate alınmadığı ileri sürülerek iptali ve yoksun kaldığını iddia ettiği parasal hakların faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

SAVUNMANIN ÖZETİ    : Davacının tamamlamış olduğu üst öğreniminin atandığı pozisyon ünvanıyla ilgili olmadığı, dava konusu işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğu belirtilerek davanın reddi gerekitği savunulmaktadır. 

TÜRK  MİLLETİ  ADINA

Hüküm veren Ankara 3. İdare Mahkemesi'nce dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü.
Dava, idarî yargı yerinde açtığı davada verilen yargı kararının uygulanması yolundaki başvurusu üzerine davacının intibakının yeniden belirlenmesi yolundaki işlemin iptali ve yoksun kaldığını iddia ettiği parasal hakların faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle açılmıştır.
Anayasanın (2.) maddesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin hukuk devleti olduğu vurgulanmış, (138.) maddesinin son fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda oldukları, bu organların ve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir şekilde değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği öngörülmüştür. Buna uygun olarak 2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanununun (28.) maddesinde "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez." denilmek suretiyle idarenin yargı kararlarını yerine getirme zorunluluğu bir kez daha vurgulanmıştır. 
            Danıştayın yerleşik kararlarında da açıklandığı üzere, iptal kararları, iptali istenen işlemle ona bağlı işlemleri tesis edildikleri tarihten itibaren ortadan kaldırarak işlemin tesisinden önceki hukuki durumun devamını sağlar. Dolayısıyla bir yargı kararını aynen ve gecikmeksizin uygulamaktan başka bir seçeneği olmayan idarelerin yargı kararlarına uymaması, karar gereklerine göre işlem ve eylemde bulunmaması ya da biçimsel nitelikte uygulamalarla yargı kararlarını etkisiz ve geçersiz kılması sözkonusu olamaz. Aksine anlayış ve tutum, anayasa ve yasanın özüne ve sözüne olduğu kadar hukuk devleti ve hukukun temel ilkelerine de açıkça aykırılık oluşturur.
Öte yandan, 2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanunu'nun (12.) maddesinde "İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11. madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır." hükmü yer almaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının Muş ili, Bulanık ilçesi, Mollakent Sağlık Ocağı'nda sözleşmeli sağlık memuru olarak görev yapmakta iken Açıköğretim Fakültesi Laborant ve Veteriner Sağlık Programı bölümünden mezun olduğu, intibakının yapılarak en son öğrenim durumuna göre parasal haklarının ödenmesi istemiyle davalı idareye başvurduğu, başvurusunun 06.11.2009 gün ve 14292 sayılı Muş Valiliği işlemi ile reddedilmesi üzerine Van 2. İdare Mahkemesi'nin E:2010/91 sayılı dosyasına kayden açtığı davada anılan yargı yerince verilen 08.04.2010 gün ve K:2010/721 sayılı kararı ile dava konusu işlemin iptal edildiği anlaşılmaktadır.
Bakılmakta olan davada iptali istenilen işlemin kurulmasına esas teşkil eden başvuru dilekçesinin incelenmesinden; XX Devlet Hastanesi Baştabipliği emrinde sözleşmeli hemşire olarak çalışmakta olan davacının yukarıda anılan mahkeme kararının uygulanarak intibakının yapılması isteminde bulunduğu görülmektedir.
Yukarıda aktarımı yapılan mevzuat hükmünden hareketle; davacının mezun olduğu yüksek öğrenim programı dolayısıyla kadro intibakının yapılması gerektiği yolundaki Van 2. İdare Mahkemesi'nin söz edilen kararının gereklerinin yerine getirilmesi suretiyle işlem tesis edilmesi gerekmekte iken, Anayasanın (138.) maddesi ve 2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanunu'nun (28.) maddesine aykırılık oluşturacak biçimde dava konusu işlemin kurulduğu ve davacının başvurusunun reddedildiği görülmektedir.
Ayrıca, davalı idarece her ne kadar davacının Van 2. İdare Mahkemesi'nin 08.04.2010 gün ve E:2010/91, K:2010/721 sayılı kararı'ndan önce 4924 sayılı Kanun'a tâbi olarak çalışmakta iken bu karardan sonra 657 sayılı Kanun'un (4.) maddesinin (B) bendi'ne tâbi olarak çalışmaya başladığı, başka bir anlatımla davacının statüsünün değiştiği dolayısıyla yargı kararının davacının önceki (eski) statüsüne bağlı olarak, 4924 sayılı Kanun'a dayanılarak verildiği iddia edilmekte ise de; sözü edilen durumun varlığı hâlinde dahi yargı kararının gereklerinin yerine getirilmesinden kaçınılmayacağı açık olduğundan dava konusu işlemde bu yönüyle de mevzuata uygunluk görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların davanın açıldığı 03.09.2010 tarihinden itibaren hesaplanacak faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, aşağıda ayrıntılı dökümü gösterilen 59,05-TL yargılama gideri ile hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 550,00-TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, artan posta giderinin istenilmesi halinde davacıya iadesine, bu kararın tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içerisinde Mahkememiz aracılığıyla Danıştay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere 30.03.2011 tarihinde oybirliğiyle  karar verildi.

 


Bizden Haberler İçin İletişimde Kalın

Haber Bültemiz!