İMAR-İHYA BİR ARAZİNİN KULLANIN SÜRESİ VE NİTELİĞİ İLE ÜZERİNDE İMAR VE İHYA İŞLEMLERİNİN TAMAMLANDIĞI TARİHİNİ EN İYİ BELİRLEME YÖNTEMİ

yazar:

kategori:

T.C. YARGITAY

8.HUKUK DAİRESİ

Tarih: 14.11.2011

Esas: 2011/1579

Karar: 2011/5795

İMAR-İHYA BİR ARAZİNİN KULLANIN SüRESİ VE NİTELİĞİ İLE üZERİNDE İMAR VE İHYA İŞLEMLERİNİN TAMAMLANDIĞI TARİHİNİ EN İYİ BELİRLEME YöNTEMİ

Toplanan deliller tüm dosya kapsamından; mahallinde 9.6.2008 tarihinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi özetle; dava dilekçesinde belirtilen I numaralı taşınma­zın öncesinde dedesi, onun ölümü ile babası tarafından, daha sonrada davacı tarafından kullanılmaya başlandığını, üzerindeki fıstıkları davacının 24-25 yıl önce ektiğini, önce­sinde bu yere miras bırakanları arpa, buğday ekmekte olduğunu açıklamıştır. Dilekçede 2 numaralı olarak belirtilen dava konusu taşınmazın öncesinden davacının babasına ait iken babası tarafından fıstıkların 30 yıl kadar önce dikildiğini, 20 yıldan beride davacı­nın kullandığım, babasının sağlığında tarlalar paylaştırdığından bıı yerin davacıya özgülendiğini beyan etmiştir. Dava dilekçesinin 3 numaralı bölümündeki taşınmazın ise, davacının babasının sağlığında tarlalarını çocuklarına paylaştırdığını, bu paylaştırma­nın 5-6 yıl önce yapıldığını, davacının 5-6 yıldan beri bu yeri kullandığını, daha önce­den babası, ondan öncede dedesi tarafından kullanıldığını, bu taşınmazın sulu tarım arazisi olduğunu söylemiştir. Davacı tanığı da mahalli bilirkişi beyanını doğrular şekil­de tanıklık yapmıştır. Aynı keşifte görevlendirilen ziraat mühendisi keşti yapılan ilk sı­radaki taşınmazın % 4-6 eğimli Devlet tarafından sulanmayan kuru tarım arazisi niteli­ğinde olduğunu ve 12-15 yaşlarında kapama, Antep fıstığı bahçesi niteliğinde bulundu­ğunu, 2 numaralı taşınmazın ise % 6-8 eğimli toprak profili sığ kalkerli yapıya sahip

Devlet tarafından sulanmayan, üzerinde 18-20 yaşlarında fıstık ağaçları bulunan Antep fıstığı bahçesi niteliğinde bulunduğunu, 3 numaralı taşınmazın ise % 1-2 eğimli Devlet tarafından sulanmayan sulu tarım arazisi niteliğinde olduğunu, üzerinde 12-15 yaşla­rında muhtelif cinste meyve ağaçlarının bulunduğunu rapor etmiştir. Aynı bilirkişi 11.12.2008 tarihli ek raporunda ise kapsamlı açıklamada bulunmuştur. Jeolog bilirkişi­nin 25.6.2008 tarihli raporundan özetle; “…ağaç dikili olmayan yerlerin çok bakımlı olmadığı, toprak örtüsünün altında bulunan kaya tabakasında hiçbir bozulma, deförmasyon gözlenmediği, eğer toprak uzun yıllar boyunca işlenmiş olsaydı ana kayadan sürekli toprağın içerisine malzeme transferinin gerçekleşeceği ağaç dikili yerler hari­cinde kalan kısmın geçmişinin uzun yıllara dayanmadığı, imar-ihyası konusunda ise arazinin küçük bir kısmının ağaçlandırıldığı…” belirtilmiştir. Fotoğrafçı bilirkişi dos­yada mevcut fotoğrafları sunmuştur. Dosyada mevcut Adalet Bakanlığı Hukuk işleri Genel Müdürlüğü yazısı ve ekinden; keşifte fenni bilirkişi aracılığıyla uygulaması yap­tırıldığı söylenen hava fotoğraflarının hangi yıllara ait olduğu yazılı değildir. Bu neden­le, hava fotoğrafı uygulamasından imar-ihyanın tamamlandığı ya da zilyetliğin yasanın aradığı süreye ulaşıp ulaşmadığı anlaşılamamıştır. Açıklanan olgular mahkemenin ve tarafların kabulündedir. Uyuşmazlık 1976 yılındaki tapulama çalışmalarında 766 sayılı Tapulama Kanununun 2. maddesi uyarınca tescil harici bırakılan böyle bir yerin imar- ihya ve zilyetlikle kazanılıp kazanılmayacağında toplanmaktadır.

Bilindiği üzere ve kural olarak imar-ihyadan söz edilebilmek için; kayalıktaşlık, bor vs. niteliğinde tescil harici bırakılan bir yerin yoğun emek ve para sarf edilerek ta­rıma elverişli hale getirilmesi ve bu tarihten itibaren 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin aralıksız ve çekişmesiz olarak geçmiş olması gerekir. Bunun taktiri delil nite­liğindeki mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarıyla ispatlanması yanında bu bilgilerin uz­man bilirkişilerin raporlarıyla da doğrulanması icap etmektedir. Bundan ayrı. Dairenin ve Hukuk Genel Kurulunun yerleşmiş içtihatlarına göre bir arazinin kullanın süresi ve niteliği ile üzerinde imar ve ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Hava fotoğraflarının dava tarihinden en az 20-25 yıl ön­ceki yıllara ait olması gerekir. Buıuııı için yetkili merciden hava fotoğraflarının isten­mesi. geldikten sonra mahallinde uzman, ziraat mühendisi, jeolog bilirkişi ile tapu fen memuru yetki ve yeteneğine haiz fen elemanı, ayrıca jeodezi ve fotoğrametri mühendi­sinden oluşturulacak bilirkişi huzuruyla keşif yapılmalı, keşifte mümkün olduğunca ta­raf tanıklarının ve yerel bilirkişinin taşınmazlar başında dinlenmesi, yerel bilirkişiler­den taşınmazların sınırları, ilerisindeki komşuları ve niteliği hakkında bilgi alınması, tanıklardan ise bunların haricinde imar-ihya ve zilyetlikle ilgili kapsamlı bilgilerinin sorulması, jeolog bilirkişinin ve ziraatçi bilirkişinin raporlarının bilimsel içerikli ve kapsamlı olması zorunludur. Yetkili merciden getirtilecek hava fotoğraflarının ise yu­karıda sıfatları yazılı bilirkişiler vasıtasıyla uygulattırılması stereoskopik aletle üç bo­yutlu olarak incelemeye tabi tutulması ve dava konusu taşınmazlarda imar ve ihyanın tamamlanıp tamamlanmadığı, tamamlanmış ise o tarihten sonra zilyetlik koşullarının davacı yararına gerçekleşip gerçekleşmediğinin net bir şekilde belirlenmesi ve hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, noksan soruşturma ile yetini­lerek karar verilmesi doğru olmamıştır.